top
   
 |  Makaleler  |  Linkler  |  Sağlık  |  Fotoğraf Albümü  |  Site İçi Arama  |  E-Posta  |  İletişim  | 
 
 
Anasayfa
HAKKIMIZDA
CANLI YAYIN
SANAL TUR
FOTOĞRAF ALBÜMÜ
HABERLER
PERSONEL
ETKİNLİKLERİMİZ
GENEL GÖRÜNTÜLER
Hayatın İçinden
Ziyaretçilerimiz
Anasayfa arrow Makaleler
KRONİK BÖBREK YETERSİZLİĞİ Yazdır E-Posta

Böbreğin vücudumuzda birçok görevi vardır.

Üre ve Kreatinin gibi toksik maddelerin vücuttan idrarla atılmasını sağlar
Vücudun su, tuz, kalsiyum dengesinin dengesini sağlar
Eritropoetin (EPO) adlı hormon salgılayarak kemik iliğinde kan hücresi yapımını uyarır.
Vücut için önemli olan D vitamini ve Ca, Fosfor dengesini sağlar.
Böbrek yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde bozulma olur.
Şayet böbrek yetmezliği tedavi edilmez ise; bulantı, kusma, bilinç değişiklikleri, şişlik, kansızlık, kemik hastalıkları gelişir. Daha ileri evrede hayati tehlike belirir. 

 

Kronik böbrek yetersizliği farklı nedenlerden dolayı böbreğin kronik bir şekilde hastalanıp fonksiyonlarını yapmamasıdır. Kronik böbrek yetmezliğine yol açan nedenleri Türk Nefroloji Derneği’nin verilerine göre ;

Nefrit: Böbrek iltihabıdır.
Şeker hastalığı
Hipertansiyon: Yüksek Tansiyon
Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları
Böbrek kistleri
Travmalar
Diğer nedenler şeklinde sıralanabilir.
Kronik Böbrek Yetersizliğinin Tedavisi 3 yolla yapılır

Hemodiyaliz
Periton Diyaliz
Organ Transplantasyonu
Hemodiyaliz; Haftanın 2 veya 3 günü hemodiyaliz ünitelerinde makineye bağlanmak şeklindedir. Bunun için ihtiyaç olan A-V fistül adı verilen ameliyattır. Amaç; yeterli kan akımını gerçekleştirerek makinenin çalışmasını sağlamaktır.

Organ Transplantasyonu; Canlıdan ve kadavradan şeklinde iki türlü olabilir. Kadavra için sıraya girmek gerekirken, canlı verici olduğunda vericinin gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra karar verilir.

Periton Diyaliz

 
KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİNİN KLİNİK ÖZELLİKLERİ Yazdır E-Posta

SIVI – ELEKTROLİT BOZUKLUKLARI 

Hipovolemi  :  Kusma, ishal gibi sıvı kayıpları, ağızdan yeterli sıvı alamama gibi nedenlerle gelişebilir. Hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü), arteriovenöz fistül tıkanması gibi komplikasyonlara yol açabilir.

Hipervolemi  :   En sık nedeni ağız yolu yada damar yolu ile fazla sıvı alınmasıdır. Hipervolemi hastaya yapılması gereken ultrafiltrasyon miktarının artması nedeni ile hipotansiyon, kas krampları, kan akımının azaltılması ile ilişkili yetersiz diyaliz gibi sorunlar ortaya çıkar ve diyaliz tedavisi planlanandan daha erken ve yeterli ultrafiltrasyon yapılmadan sonlandırılabilir. Bu nedenle hastalarla hipervolemi önlenmeli, hastalar kuru ağırlıklarına ulaştırılmalıdır.

Hipernatremi: Genellikle dehidratasyon veya diyaliz solüsyonunun hazırlanmasındaki hatadan kaynaklanır. Ciddi hipernatremik hemodiyaliz olgularının tedavisi için serum sodyum düzeyinden 3-5 mEq/L kadar düşük sodyum içeren diyaliz solüsyonu kullanılarak diyaliz yapılmalı, hemodiyalizi takiben  yavaş bir şekilde izotonik veya hafifce hiponatrik sıvılar uygulanmalıdır. Eğer şiddetli üremi ve hipernatremi birlikte seyrediyorsa önce üreminin şiddeti azaltılıp hipernatremi daha sonra düzeltilmelidir.

Hiponatremi: En sık nedeni ağızdan fazla sıvı alınması veya fazla damar içi hipotonik sıvı verilmesidir. Bir diğer nedeni ise ciddi hiperglisemidir. İnsülin uygulaması ile hipergliseminin düzeltilmesi sıvı dağılımını yeniden düzenleyerek hiponatremiyi iyileştirir.

Hipokalsemi:   Tedavi olarak kalsiyum tuzları ve D vitamini verilir. Bazen 3-3.5 mEq/L kalsiyum içeren diyaliz solüsyonlarının kullanılması gerekir.

Hiperkalsemi: Sıklıkla  kalsiyum ve/veya  D vitamini uygulaması sonucu iyatrojenik olarak gelişir. Özellikle fosfat bağlayıcı olarak kullanılan kalsiyum tuzları öğün ile beraber değil de öğünler arasında alınırsa bu komplikasyonun gelişme olasılığı daha fazladır. Alüminyuma bağlı üremik kemik hastalığı bulunanlarda da hiperkalsemi gelişme eğilimi daha fazladır. A vitamini içeren polivitamin preparatlarının kullanılması da hiperkalsemi riski taşır. Paratiroid bezinin otonomi kazanması da hiperkalsemiye yol açabilir. Önlenmesi için kalsiyum tuzları ve d vitamini preparatları geçici bir süre için  kesilir. Hemodiyaliz solüsyonunun kalsiyum düzeyi ayarlanarak serum kalsiyum düzeyi etkin bir şekilde düşürülebilir.

Hiperpotasemi : Özellikle diyaliz programını düzenli sürdürmeyen, diyetle potasyumdan zengin besinlerin alımına dikkat göstermeyen kişilerde görülür.  Hiper potasemi ülkemizde hipervolemi ile birlikte diyaliz hastalarında sık karşılaşılan, hayatı tehdit edici boyutlara ulaşan sıvı-elektrolit dengesi bozukluklarından birisidir. Diyabetiklerde de sık karşılaşılan bir sorundur. Hemodiyaliz hem konsantrasyon gradiyenti sonucu potasyumu vücuttan uzaklaştırarak hem asidozun düzeltilmesi ve glukoz aracılığı ile potasyumu hücre içine yönlendirerek serum potasyum düzeyini etkili bir şekilde düşürür.

Hipopotasemi :   Hipopotasemi kalp ritimlerinde düzensizliğe zemin hazırlaması, ani ölüme neden olabilmesi nedeniyle çok tehlikelidir. Akut hemodiyalize alınan normopotasemik veya hipopotasemik bir olguda diyaliz sırasında yeterli serum potasyum düzeylerini korumak için diyaliz solüsyonuna 4 mEq/L veya daha yüksek potasyum ilavesi gerekebilir.

Hiperfosfatemi : Yeterli hemodiyaliz tedavisi uygulanan olguların serum fosfor düzeyleri  2,5-6 mg/dl arasında olmalıdır. Hiperfosfotemi tedavisi ve önlenmesi için; fosforca yüksek gıdaların tüketilmesinin kısıtlanması ve fosfor bağlayıcı ilaçların kullanılması ve yeterli diyaliz tedavisi gerekir.

Hipomagnezemi : Yeterli beslenmeyen veya damar yolu ile beslenme uygulanan diyaliz olgularında gelişebilen elektrolit bozukluklarındandır. Magnezyum düşüklüğü aritmilere neden olabilir. Parathormonun salınım ve etkisini azaltıcı yönde etkili olur.

Hipermagnezemi :  Serum magnezyum düzeyinin yüksek olması magnezyum içerek anti asit, laksatif, fosfor bağlayıcı gibi ilaçların kullanılması sonucu gelişir. Kişide hipotansiyon ve halsizlik meydana getirir. Tedavide varsa magnezyum içeren ilaçlar kesilmelidir.

Metabolik Asidoz: Böbrek yetmezliği genellikle metabolik asidoz ile birliktedir. Metabolik asidoz protein katabolizmasını arttırır. Asidoz ayrıca osteopeni oluşmasına da yol açabilir. Hemodiyaliz hastalarında asidozun şiddeti 2 şekilde azaltılabilir.

İki diyaliz arası ağızdan alkali vermek: Bu amaçla yaklaşık 80 mEq sonyum bikarbonat veya sodyum sitrat verilebilir.
Hemodiyaliz : Asidozun şiddetinin azaltılmasında temel tedavi yöntemi diyaliz aracılığı ile hastaya alkali verilmesidir. Bu amaçla hastaya diyaliz esnasında asetat veya bi karbonat verilebilir.
 

SİNİR SİSTEMİ
Koma, konuşma bozuklukları, uyku bozuklukları, baş ağrısı, sersemlik, yorgunluk, kramp, konsantrasyon bozuklukları, huzursuz bacak sendromu.

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM
Hıçkırık, gastrit, iştahsızlık, ülser, bulantı, kusma, kronik hepatit.

HEMATOLOJİ – İMMÜNOLOJİ
Normokrom normoster anemi, kanama, lenfopeni, infeksiyonlara yatkınlık, aşı ile sağlanan bağışıklıkta azalma

KARDİYOVASKÜLER SİSTEM : Kalp zarının iltihaplanması, ödem, hipertansiyon, ritim bozukluğu, kapak hastalığı

PULMONER SİSTEM:  Plevral sıvı, üremik akciğer, pulmoner ödem

CİLT : Kaşıntı, gecikmiş yara iyileşmesi, deride renk değişimi, tırnak bozukluğu, solukluk, üremik döküntü, nekroz.

METABOLİK – HORMONAL SİSTEM : Büyüme geriliği glukoz intoleransı, hiper paratiroidi, hipogonadizm, hiperlipidemi

KEMİK :  D vitamini metabolizması bozuklukları, artrit , üremik kemik hastalığı, hiper- paratiroidi.

DİĞER : Susuzluk, kilo kaybı, vücut ısısının düşmesi, üremik ağız kokusu, yumuşak doku kalsifikasyonu, noktüri, karpal tünel sendromu

 
BÖBREK FONKSİYON TESTLERİ Yazdır E-Posta

Günümüzde ilgi alanı ne olursa olsun hekim böbrek ile ilgili sorunlarla sıklıkla karşılaşmaktadır. Bu nedenle herhangi bir hastalığı olan erişkin hastanın basit böbrek fonksiyonları mutlaka değerlendirilmelidir. Rasgele  yapılmış idrar tetkikinde saptanan bir sorundan, ilerlemiş böbrek yetmezliğine kadar olan tablolarda hastanın öyküsü ve fizik incelemesinden elde edilen veriler hastalığın tanısında birinci önem taşır. Bu verilerin elde edilmesinden sonra basitten başlayarak laboratuar  testleri yapılmalıdır. Böbrek hastalıklarının değerlendirilmesi amacı ile yapılan tanısal girişimler

Kan
İdrar
Radyolojik Yöntemler
Histopatolojik inceleme başlıkları altında incelenebilir.
Fonksiyon gören böbreği değerlendirmede renal plazma ve kan akımı, glomeruler filtrasyon hızı (GFR) ve filtrasyon fraksiyonu gibi yöntemler kullanılabilir. Ancak en uygun yol GFR’nin değerlendirilmesidir. Klinik pratikte böbreklerin fonksiyonlarının değerlendirilmesi GFR’nin hesaplanması yada daha basit testlere dayalı olarak GFR’nin tahmini ile yapılır. Bu değerlendirme basitten karmaşığa doğru serum üre (BUN) ve kreatinin değerleri, yaşa göre hesaplanmış kreatinin klirensi, kreatinin klirensi, sintigrafik yöntemler ve inülin klirensi ile yapılabilir.

Pratikte Kullanılan Yöntemler:

ÜRE (BUN) : Birçok laboratuar üre içindeki nitrojeni ölçerek BUN sonucu vermektedir.  Bu nedenle üre ve BUN arasındaki ilişkinin bilinmesi önemlidir.

ÜRE: BUN x 2,14 olarak formüle edilir.
Üre karaciğer tarafından protein metabolizması sonucunda ortaya çıkan amonyaktan sentezlenen bir maddedir. Kan BUN düzeyleri 10-21 mg/Dl’dir.

KREATİNİN : Kreatinin kas metabolizmasının sonucunda kreatinden oluşur ve yapı oranı kas kitlesi ile yakından ilgilidir. Sağlıklı bir insanda kreatininin tübüler sekresyonu %10-15’tir, ilerlemiş böbrek yetmezliğinde bu oran %40’lara kadar çıkabilir. Serum kreatinin düzeyi rutin taramalar ve seri izlemler için yararlı bir testtir. Normal kreatinin değerleri ortalama olarak 0,6-1,2 mg/Dl’dir.

HESAPLANAN KREATİNİN KLİRENSİ : Yaşa, cinse ve kiloya göre hesaplanan kreatinin klirensi tek başına kreatinin düzeyine göre GRF’yi tahmin etmede daha başarılıdır. Yöntemin avantajı idrar toplanmasına ihtiyaç göstermemesidir.
GFR = ( 140-yaş) x Vücut ağırlığı / Serum Kreatinin x 72
Kadınlarda bu formülle elde edilen sonucun 0.85 ile çarpılması gereklidir.

KREATİNİN KLİRENSİ : Kreatinin klirensi yapılmasında zorluk olmasına karşı tarama testleri dışında GFR’yi belirlemede pratikte en fazla kullanılan yöntemdir. Normal değerler genelde 90-120ml/dk’dır.
Klirensi= (İdrarda kreatinin x İdrar miktarı ml) / (Plazma kreatinin x dakika)

 

İDRAR TETKİKLERİ
Günümüzde rutin idrar tetkikleri otomatik okuyucularla yapılmaktadır. İdrar rengi, idrar dansitesi, idrar pH değeri, idrar glukozu, lökosit esteraz, bilirubin, idrarda kan, idrarda protein değerlendirmesi ile hekim tarafından yapılan mikroskobik inceleme tanı ve tedavi için oldukça önemlidir.

 

 

© 2014 Oray Diyaliz
DUZCE.COM - BKYM.COM Tarafından Kurulum Yapılmıştır.